11/09/2026

AYM Süresiz Nafaka Düzenlemesini İptal Etti: Süresiz Nafaka Kalktı mı, Mevcut Nafakalar Ne Olacak?

Anayasa Mahkemesi’nin süresiz yoksulluk nafakasına ilişkin 2026 tarihli iptal kararı ne anlama geliyor? Mevcut nafakalar, devam eden davalar ve yeni nafaka düzenlemesi açısından kararın hukuki sonuçlarını değerlendirdik.

Anayasa Mahkemesi’nin süresiz yoksulluk nafakasına ilişkin 2026 tarihli iptal kararı ne anlama geliyor? Mevcut nafakalar, devam eden davalar ve yeni nafaka düzenlemesi açısından kararın hukuki sonuçlarını değerlendirdik.

Seda Nur Kayacı

Seda Nur Kayacı

Avukat

Avukat

a-tense-moment-between-an-interracial-couple-arguing-outside-a-doorway. - rdne-stock-project (pexels)
Danışmanlık Görüşmesi Planlayın
Danışmanlık Görüşmesi Planlayın

Hukuki veya mali ihtiyaçlarınızı birlikte değerlendirelim.

AYM Süresiz Nafaka Düzenlemesini İptal Etti: Süresiz Nafaka Kalktı mı, Mevcut Nafakalar Ne Olacak?

Anayasa Mahkemesi’nin 4 Haziran 2026 tarihli kararı, Türk aile hukukunun uzun yıllardır tartışılan konularından biri olan süresiz yoksulluk nafakası bakımından önemli bir değişim sürecini başlatmıştır.

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu’nun gündemine, Antalya 12. Aile Mahkemesi’nin itiraz başvurusu üzerine gelen düzenleme, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “süresiz olarak” ibaresidir. Anayasa Mahkemesi’nin resmî gündem kayıtlarında başvuru, E.2025/156 sayılı dosya kapsamında yer almaktadır.

Kamuoyuna açıklanan karar doğrultusunda, söz konusu ibarenin Anayasa’ya aykırı olduğuna karar verilmiş ve iptal hükmünün yürürlüğe girmesi dokuz ay süreyle ertelenmiştir.

Kararın ardından süresiz nafakanın tamamen kaldırılıp kaldırılmadığı, mevcut nafakaların sona erip ermeyeceği, nafaka ödemelerinin devam edip etmeyeceği ve yeni nafaka davalarında hangi hükümlerin uygulanacağı konuları gündeme gelmiştir.

Bu yazıda, Anayasa Mahkemesi’nin 2026 tarihli süresiz nafaka kararının mevcut nafaka yükümlülüklerine ve gelecekte açılacak yoksulluk nafakası davalarına etkileri ele alınmaktadır.

Süresiz Nafaka Nedir?

Yoksulluk nafakası, Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde düzenlenmiştir.

Kanuna göre boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek taraf, boşanmada kusuru diğer eşten daha ağır olmamak koşuluyla, geçimini sağlayabilmek amacıyla diğer eşten mali gücü oranında yoksulluk nafakası talep edebilir.

Mevcut düzenlemede bu talebin “süresiz olarak” ileri sürülebileceği belirtilmektedir.

Buradaki “süresiz” kavramı, nafakanın mutlaka ömür boyu devam edeceği anlamına gelmez. Bu ifade, yoksulluk nafakası bakımından kanunda başlangıçta belirlenmiş bir üst sürenin bulunmadığını ifade eder.

Nitekim Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesinde düzenlenen şartların gerçekleşmesi hâlinde nafakanın kendiliğinden sona ermesi veya mahkeme kararıyla kaldırılması mümkündür.

Anayasa Mahkemesi Hangi Nafaka Düzenlemesini İptal Etti?

Anayasa Mahkemesi’nin incelemesine konu olan hüküm, Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “süresiz olarak” ibaresidir.

Dolayısıyla iptal kararı, yoksulluk nafakası kurumunun tamamına yönelik değildir.

Bu ayrım önem taşımaktadır.

AYM kararı;

  • yoksulluk nafakasını tamamen ortadan kaldırmamaktadır,

  • iştirak nafakasını kaldırmamaktadır,

  • tedbir nafakasını kaldırmamaktadır,

  • yardım nafakasını kaldırmamaktadır.

Kararın konusu, yalnızca yoksulluk nafakasının kanunen herhangi bir azami süre öngörülmeksizin süresiz şekilde talep edilebilmesine ilişkin düzenlemedir.

Süresiz Nafaka Kalktı mı?

Anayasa Mahkemesi kararının ardından kamuoyunda en çok gündeme gelen soru, “Süresiz nafaka kalktı mı?” olmuştur.

Mevcut hukuki durum itibarıyla bu soruya doğrudan “evet” cevabı verilmesi mümkün değildir.

Anayasa Mahkemesi’nin bir kanun hükmünü iptal etmesi, her durumda ilgili düzenlemenin karar tarihinde hukuk düzeninden çıkması sonucunu doğurmaz.

Anayasa’nın 153. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesi, gerekli gördüğü hâllerde iptal hükmünün yürürlüğe girişini ileri bir tarihe bırakabilir.

Somut olayda da iptal hükmünün yürürlüğe girmesi dokuz ay süreyle ertelenmiştir.

Bu nedenle yoksulluk nafakasına ilişkin mevcut sistemin, iptal kararının açıklandığı anda tamamen ortadan kalktığını söylemek mümkün değildir.

Önümüzdeki dönemde kanun koyucu tarafından yapılacak yeni düzenleme, nafakanın hangi kriterlere göre ve ne kadar süreyle hükmedilebileceğinin belirlenmesi bakımından önem taşıyacaktır.

Yoksulluk Nafakası Tamamen Kaldırıldı mı?

AYM kararı ile yoksulluk nafakası kaldırılmamıştır.

İptale konu olan husus, nafakanın “süresiz” olarak talep edilebilmesini sağlayan kanuni ibaredir.

Dolayısıyla boşanma sonucunda yoksulluğa düşecek eşin, belirli şartların varlığı hâlinde diğer eşten nafaka talep edebilmesine ilişkin temel hukuki mekanizma devam etmektedir.

Yeni dönemde tartışılması beklenen temel mesele, yoksulluk nafakasının tamamen ortadan kaldırılıp kaldırılmayacağından ziyade nafakanın süresinin hangi ölçütlere göre belirleneceğidir.

AYM Kararı Hangi Nafaka Türlerini Etkilemiyor?

Türk hukukunda farklı amaçlara hizmet eden birden fazla nafaka türü bulunmaktadır.

AYM kararı yalnızca yoksulluk nafakasını ilgilendirmektedir.

Bu kapsamda çocukların bakım, eğitim ve diğer giderlerine katılım amacıyla ödenen iştirak nafakası karar kapsamında değildir.

Aynı şekilde boşanma veya ayrılık davası devam ederken tarafların ve çocukların geçimini sağlamak amacıyla hükmedilebilen tedbir nafakası da söz konusu iptal kararından doğrudan etkilenmemektedir.

Türk Medeni Kanunu’nun 364. maddesinde düzenlenen yardım nafakası bakımından da iptal kararı herhangi bir değişiklik yaratmamaktadır.

Bu nedenle özellikle çocuk için hükmedilen nafakanın, süresiz nafakanın kaldırıldığı gerekçesiyle ödenmemesi hukuken doğru değildir.

Mevcut Nafakalar Kendiliğinden Sona Erecek mi?

AYM’nin süresiz nafakaya ilişkin kararı, hâlihazırda mahkemeler tarafından hükmedilmiş ve ödenmekte olan yoksulluk nafakalarını kendiliğinden sona erdirmemektedir.

Anayasa’nın 153. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları kural olarak geriye yürümez.

Bu nedenle kesinleşmiş mahkeme kararlarına dayanan nafaka yükümlülüklerinin yalnızca AYM kararına dayanılarak tek taraflı biçimde sona erdirilmesi mümkün değildir.

Başka bir ifadeyle, nafaka yükümlüsünün “Anayasa Mahkemesi süresiz nafakayı iptal etti, bu nedenle artık ödeme yapmıyorum” şeklinde hareket etmesi hukuki açıdan ciddi riskler doğurabilir.

Mevcut nafaka kararlarının gelecekteki durumu bakımından, özellikle yapılacak yeni yasal düzenlemenin geçiş hükümleri belirleyici olacaktır.

Kesinleşmiş Nafaka Kararları Ne Olacak?

Kesinleşmiş ve hâlen uygulanmakta olan yoksulluk nafakası kararları bakımından mevcut aşamada otomatik bir sona erme söz konusu değildir.

Yapılacak yeni kanuni düzenlemenin;

  • mevcut nafakalara uygulanıp uygulanmayacağı,

  • yalnızca yeni davaları kapsayıp kapsamayacağı,

  • geçmişte verilmiş kararlar bakımından yeniden değerlendirme imkânı sağlayıp sağlamayacağı

henüz kesinleşmiş değildir.

Bu nedenle mevcut nafaka yükümlülükleri bakımından her somut dosyanın ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.

Devam Eden Nafaka Davaları Nasıl Etkilenecek?

Henüz kesinleşmemiş ve mahkemelerde görülmekte olan yoksulluk nafakası davaları bakımından da geçiş süreci önem taşımaktadır.

İptal hükmünün yürürlüğe girmesine kadar mevcut kanuni düzenleme yürürlükte kalmaktadır.

Bununla birlikte yeni bir kanunun yürürlüğe girmesi hâlinde, devam eden davalarda hangi hükümlerin uygulanacağı yeni düzenlemenin içeriğine ve öngörülecek geçiş hükümlerine göre belirlenecektir.

Bu nedenle devam eden nafaka davalarında tarafların yalnızca AYM’nin iptal kararını değil, karar sonrasında çıkarılabilecek yeni yasal düzenlemeleri de takip etmesi önem taşımaktadır.

Yeni Açılacak Boşanma ve Nafaka Davalarında Ne Değişecek?

Yeni düzenlemenin yürürlüğe girmesiyle birlikte yoksulluk nafakasının süresinin belirlenmesinde daha somut kriterlerin benimsenmesi gündeme gelebilir.

Henüz kesinleşmiş bir yasal düzenleme bulunmadığından, gelecekte uygulanacak model hakkında kesin ifadeler kullanmak mümkün değildir.

Bununla birlikte nafaka süresinin belirlenmesinde;

  • evliliğin süresi,

  • tarafların yaşı,

  • ekonomik ve sosyal durumları,

  • çalışma ve gelir elde etme imkânları,

  • çocukların bulunup bulunmadığı,

  • çocukların bakım sorumluluğunun hangi eş tarafından üstlenildiği,

  • eşin uzun süre çalışma hayatından uzak kalmış olması,

  • yeniden iş hayatına katılma imkânı

gibi kriterlerin dikkate alınması söz konusu olabilir.

Bu çerçevede yeni sistemin, her uyuşmazlığın özelliklerine göre nafaka süresinin belirlenmesine imkân veren daha esnek bir yapıya kavuşturulması mümkündür.

Bununla birlikte “evlilik süresi kadar nafaka ödenecek” veya “nafaka en fazla belirli sayıda yıl ödenecek” şeklindeki açıklamalar, bugün itibarıyla kesinleşmiş bir hukuk kuralı değildir.

Süresiz Nafaka Gerçekten Ömür Boyu muydu?

Kamuoyunda “süresiz nafaka”, sıklıkla hayat boyu ve hiçbir şart altında sona ermeyen bir ödeme yükümlülüğü şeklinde değerlendirilmektedir.

Ancak mevcut hukuk sisteminde durum bu şekilde değildir.

Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesine göre irat biçiminde ödenen nafaka, nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölmesi hâlinde kendiliğinden sona ermektedir.

Ayrıca nafaka alacaklısının;

  • evlenmeden fiilen evliymiş gibi yaşaması,

  • yoksulluğunun ortadan kalkması veya

  • haysiyetsiz hayat sürmesi

hâllerinde nafakanın mahkeme kararıyla kaldırılması mümkündür.

Dolayısıyla “süresiz nafaka”, nafakanın hiçbir durumda sona ermeyeceğini değil, nafaka kararı verilirken kanunda önceden belirlenmiş bir azami sürenin bulunmadığını ifade etmektedir.

Nafakanın Kaldırılması veya Azaltılması Mümkün mü?

AYM kararından bağımsız olarak mevcut hukukta belirli şartların gerçekleşmesi hâlinde nafakanın kaldırılması veya azaltılması davası açılabilmektedir.

Tarafların ekonomik ve sosyal durumlarının sonradan değişmesi, nafaka alacaklısının yoksulluğunun ortadan kalkması veya kanunda düzenlenen diğer şartların gerçekleşmesi hâlinde mevcut nafaka yeniden değerlendirilebilir.

Örneğin nafaka alacaklısının sonradan düzenli ve yeterli gelir elde etmeye başlaması, ekonomik bağımsızlığını kazanması veya fiilen evliymiş gibi bir hayat sürmesi durumunda nafakanın kaldırılması talep edilebilir.

Ancak AYM kararının açıklanmış olması, tek başına mevcut nafakayı kaldıran bir mahkeme kararı niteliğinde değildir.

Nafaka Ödeyenler AYM Kararından Sonra Ne Yapmalı?

Mevcut bir mahkeme kararına veya icra edilebilir bir hükme dayalı nafaka borcu bulunuyorsa, AYM kararından hareketle ödemenin tek taraflı olarak kesilmemesi gerekir.

Nafakanın kaldırılması veya azaltılması için gerekli şartların oluştuğu düşünülüyorsa, somut olayın özellikleri değerlendirilerek nafakanın kaldırılması veya azaltılması davası açılması gündeme getirilebilir.

Yeni kanuni düzenleme yürürlüğe girdikten sonra ise mevcut nafaka kararlarının bu düzenlemeden yararlanıp yararlanamayacağı ayrıca incelenmelidir.

Nafaka Alanlar Açısından AYM Kararının Sonuçları Nelerdir?

AYM kararının yalnızca nafaka ödeyenler bakımından değerlendirilmesi eksik olacaktır.

Yoksulluk nafakası, boşanmanın ardından ekonomik açıdan zayıf durumda bulunan eşin korunmasını amaçlayan bir aile hukuku kurumudur.

Özellikle uzun yıllar süren evliliklerde çocukların bakımını üstlenmesi nedeniyle çalışma hayatından uzak kalan, ileri yaşta olan veya yeniden istihdama katılması güç bulunan eşler açısından nafaka, ekonomik bakımdan önemli bir koruma sağlamaktadır.

Bu nedenle yapılacak yeni düzenlemenin, bir taraftan nafaka yükümlüsünün süresi belirsiz bir yükümlülük altında bırakılmasını önlerken diğer taraftan nafaka alacaklısının ekonomik olarak korunması ihtiyacını da gözetmesi gerekmektedir.

Yeni sistemde ölçülülük ve taraflar arasındaki adil dengenin sağlanması temel tartışma alanlarından biri olacaktır.

Anayasa Mahkemesi Daha Önce Süresiz Nafakayı İncelemiş miydi?

Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde yer alan “süresiz olarak” ibaresini daha önce de anayasal denetime tabi tutmuştur.

Mahkeme, 17 Mayıs 2012 tarihli E.2011/136, K.2012/72 sayılı kararında söz konusu düzenlemeyi Anayasa’ya aykırı bulmamış ve iptal talebini reddetmiştir.

Bu nedenle 2026 yılında aynı ibare hakkında iptal yönünde karar verilmiş olması, Anayasa Mahkemesi’nin nafaka düzenlemesine yaklaşımı bakımından önemli bir değişime işaret etmektedir.

AYM Kararı Sonrasında Yeni Nafaka Düzenlemesi Yapılacak mı?

İptal hükmünün yürürlüğünün dokuz ay ertelenmesi, ortaya çıkabilecek hukuki boşluğun kanun koyucu tarafından giderilmesine imkân sağlamaktadır.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde Türk Medeni Kanunu’nun yoksulluk nafakasına ilişkin hükümlerinde yeni bir düzenleme yapılması beklenmektedir.

Ancak yeni sistemin;

  • sabit süreli nafaka,

  • evlilik süresine bağlı nafaka,

  • hâkimin takdir edeceği süreli nafaka veya

  • belirli istisnalar kapsamında daha uzun süreli nafaka

modellerinden hangisini benimseyeceği henüz kesin değildir.

Bu sebeple yeni düzenleme yürürlüğe girmeden belirli sürelerin kesinleştiğine ilişkin değerlendirmelere ihtiyatla yaklaşılması gerekir.

Sonuç ve Değerlendirme

Anayasa Mahkemesi’nin 4 Haziran 2026 tarihli kararı, Türk aile hukukunda yoksulluk nafakası bakımından önemli bir değişim sürecinin başlangıcını oluşturmaktadır.

AYM tarafından Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde yer alan “süresiz olarak” ibaresinin iptaline karar verilmiş olması, yoksulluk nafakasının bütünüyle kaldırıldığı anlamına gelmemektedir.

Karar, mevcut nafaka borçlarını veya kesinleşmiş nafaka kararlarını da kendiliğinden sona erdirmemektedir.

İptal hükmünün yürürlüğe girmesinin ertelenmiş olması nedeniyle mevcut düzenleme geçiş döneminde uygulanmaya devam etmekte olup asıl değişiklik, kanun koyucu tarafından getirilecek yeni nafaka sistemiyle şekillenecektir.

Bu kapsamda hem nafaka ödeyen hem de nafaka alan kişiler bakımından mevcut mahkeme kararlarının tek taraflı biçimde değerlendirilmemesi; özellikle nafakanın kaldırılması, nafakanın azaltılması, nafaka artırımı ve devam eden boşanma davaları bakımından her somut olayın ayrıca incelenmesi önem taşımaktadır.

Kayacı Danışmanlık, Hukuk & Mali Müşavirlik olarak boşanma ve aile hukuku uyuşmazlıkları, yoksulluk nafakası, nafakanın kaldırılması veya azaltılması, nafaka artırımı ve boşanmanın mali sonuçlarına ilişkin hukuki süreçlerde danışmanlık ve dava takip hizmeti sunmaktayız.



Seda Nur Kayacı

Seda Nur Kayacı

Avukat

Avukat